12 Eylül soruÅŸturması kapsamında haklarında dava açılan Kenan Evren ve Tahsin Åžahinkaya’nın avukatları yurt dışı çıkış yasağına itiraz etti.
12 Eylül soruÅŸturması kapsamında haklarında dava açılan dönemin Genelkurmay BaÅŸkanı, 7. CumhurbaÅŸkanı Ahmet Kenan Evren ile dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Emekli Orgeneral Tahsin Åžahinkaya‘nın avukatı Ömer Nihat Özgün, Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nce müvekkillerine getirilen yurt dışına çıkış yasağına itiraz etti.
Özgün, Ankara Adliyesi’ne gelerek, 4 sayfalık ”itiraz dilekçesini” Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sundu. Dilekçede, Evren ve Åžahinkaya’ya verilen ”yurt dışına çıkış yasağının”, Anayasa’da yer alan düzenlemeler, kararda bildirilen ölçülülük ve orantılılık ilkeleri ile uyumlu olmadığı ileri sürüldü.
Anayasa’nın, ”Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması” baÅŸlıklı maddesine atıfta bulunulan dilekçede, 96 yaşındaki Kenan Evren‘in, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) ve birçok onurlu kademede görev aldığı, 12 Eylül 1980-9 Kasım 1989 arasında ise Türkiye Cumhuriyeti Devlet BaÅŸkanlığı ve CumhurbaÅŸkanılığı yaptığı belirtildi.
Ali Tahsin Åžahinkaya‘nın ise 87 yaşında olduÄŸu, 1943′den 1983′e kadar TSK’da subay olarak hizmet verdiÄŸi, 21 AÄŸustos 1978-6 Aralık 1983 arasında Hava Kuvvetleri Komutanlığı, 1980-1983 yılları arasında da Milli Güvenlik Konseyi üyeliÄŸi yaptığı anımsatılan dilekçede, ”Her iki sanık da Türkiye Cumhuriyeti’nin milli birlik ve beraberliÄŸi, iç ve dış tehdit ve tehlikelere karşı korunması ve kollanması, devletin tüm dünyada temsili ve bekası için vatan ve millet sevgisi ile ve her türlü özveriyle çalışıp vatana ve millete faydalı olmuÅŸ seçkin kiÅŸilerdir” denildi.
“AKLANDIKLARINI GÖREREK ÖMÜRLERİNİ TAMAMLAMAK ARZULARIDIR”
Evren ve Åžahinkaya’ya görevlerinin, devlet ve Türk milleti tarafından tevdi edildiÄŸi ifade edilen dilekçede, ”Tüm zamanlarda her türlü vazifeyi üstün baÅŸarılarla yerine getirmiÅŸlerdir. Bu görevlerinin verdiÄŸi ve ÅŸahıslarıyla bütünleÅŸen maneviyatın hiçbir ÅŸekilde zedelenmemesi ve hatta yüceltilmesi gerekmektedir. Görevleri nedeniyle yüklenilen bu maneviyat ülkenin uluslararası haysiyeti bakımından da çok önemlidir. Ancak sayın mahkemece verilmiÅŸ bulunan söz konusu karar, müvekkillerin her ikisinin de yurtta ve dünyada bu saygınlıklarına telafisi imkansız zararlar vermektedir” denildi.
Dilekçede ÅŸunlar kaydedildi: ”Sanıkların vatanını terk edip gitmek gibi bir niyetleri asla bulunmamaktadır. Hatta her fırsatta ömürlerinin müsaade ederek yargılamanın sonucunu görmek ve aklandıklarını görerek ömürlerini tamamlamak arzusunda olduklarını bildirmektedirler. Vatana hizmette en üst kademelerde ömürlerinin 60 yıldan fazlasını geçiren müvekkillerin kendilerinin de katkıda bulunduÄŸu hukuka olan güvenleri tamdır. Adalet duygusunu en iyi bilenlerden olan müvekkiller her türlü eylemlerinin sonucuna katlanacak yetkinlikte ve vasıftadır. Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetmiÅŸ olan ve bunun bütün sorumluluklarını her an taşımakta olan müvekkiller dava açılıncaya kadar uzunca vakitleri olmasına raÄŸmen hiçbir yere gitmemiÅŸler ve haklarında yapılan incelemenin ve ÅŸimdide yargılamanın sonucunu beklemektedirler. Bu nedenlerle adli kontrol kararı ile kontrol altında tutmak gereksiz bir önlem olacaktır.”
Dilekçede, adli kontrol kararının ”ölçülülük ilkesi” doÄŸrultusunda verildiÄŸinin belirtilmiÅŸ olmasına raÄŸmen, ”zorunluluk” unsurunun hiçbir ÅŸekilde gerçekleÅŸmediÄŸi savunuldu.
“FAZLASIYLA ÜZÜLDÜLER”
Sanıkların yaşlarının ileri olduğu ve birçok sağlık sorununun bulunduğu belirtilen dilekçede, bu durum dikkate alındığında, mahkemenin, sanıklara yurt dışına çıkış yasağı koymaması gerektiği savunuldu.
Dava konusu suça iliÅŸkin dönemin diÄŸer kuvvet komutanları ve Jandarma Genel Komutanının da soruÅŸturma kapsamında yer aldığı, ancak Evren ve Åžahinkaya dışında diÄŸerlerinin vefat ettiÄŸi hatırlatılan dilekçede, ”Müvekkiller de yaÅŸlarının vermiÅŸ olduÄŸu saÄŸlık sorunlarının yanında bu soruÅŸturmanın ve davanın açılmasıyla daha da fazla çöküntüye uÄŸramışlardır. Bir de sayın mahkemece verilen adli kontrol kararıyla fazlasıyla üzülmüşler daha da çok yıpranmışlardır” ifadesi kullanıldı.
Dilekçede, mahkemenin aldığı adli kontrol kararının, Anayasa’da yer alan temel hak ve hürriyetlere, bunların sınırlandırılmasına iliÅŸkin ilkelere, İnsan hakları Evrensel Beyannamesine, Avrupa İnsan Hakları SözleÅŸmesi’ne ve birçok uluslararası sözleÅŸmede yer alan, hassasiyet oluÅŸturan ölçülülük ve oranlılık ilkelerine uygun olmadığı savunularak, karara itiraz edildi.
AA